Salgından sonra: Siyasal patikalar ve emekçilerin yolu (BirGün Pazar)

Salgın sürecinde emekçilerin karşı karşıya kaldıklarını ya deneyimledik ya tanık olduk ya okuduk ya da belki de hiç haberimiz olmadı. Kayıtlı çalışanların, sendikalı çalışanların sesini duyar gibi olduk ama kayıt dışı çalışanların, işsizlerin sesi ve sözü nerelerde yankılandı ve kimlere ulaşabildi? İş ve gelir kaybı gözler önüne serildi. Kapanan işyerleri, işsizlik, yoksulluk, sefalet ve çaresizlik… Sınırlı sayıda aileye yapılan cüzi miktarda yardımlar ve günde 39…

Devamını Oku

“Ne Yapmalı?” bize sesleniyor: “Hayal etmeliyiz!” (soL)

Yaşadığımız günlerde, kapitalizmin yeniden ürettiği toplumsal değerlerin nasıl yıkıcı hale geldiğini deneyimlerken, başka olasılıklar üzerine düşünmek gerekmiyor mu? Burjuva siyasetinin içi boş kavramlarına, imkansız vaatlerine hapsolmayan ve ona tutsak olmayan bir siyasete ihtiyacımız yok mu? Ekonomisiyle, kurumlarıyla, toplumsal ilişkileriyle, kültürüyle ve değerleriyle başka bir toplumu var etmemiz gerekmiyor mu? Diğer bir deyişle, ihtiyacımız olan günümüzün acılarını yok edecek bir gelecek hayali değil mi? “Hayal etmeliyiz!”,…

Devamını Oku

Gündelik hayat ve devrimci praksis (soL)

Salgın sürecinde ve sonrasında normaller nasıl yenilenecek, yeni normaller neler olacak? Sosyal mesafe, fiziksel mesafe ve teknoloji desteğiyle keşfedilen yeni düzenek nasıl devam edecek? Ne zaman ve nasıl sonlanacağı belli olmayan bu süreçte çalışma hayatı ve toplumsallaşma deneyimleri nasıl şekillenecek? Ve bu arada, neler olacak gündelik hayatta? Tüm bu sorularla karşı karşıya kaldığımız an, gündelik hayat tartışmalarının devrimci tarihinin neredeyse unutulduğu bir an. Günümüzde gündelik…

Devamını Oku

Yarının sözünü gençlik söyleyecek: Hayaliyle, inadıyla! (BirGün Pazar)

Salgın sürecinde toplumun geniş kesimleri kendilerini güvensiz ve korumasız hissetti. Bu süreçte gün yüzüne çıkan eşitsizlikler gençlere de “Merhaba” dediler, “Madem yarınlar sizin, buradan başlayın.” Ve hemen eklediler: “Geleceğiniz mi vardı? Onu salgın aldı…” Genç kuşakların karşılaştığı umarsızlığı gözlemleyebileceğimiz çok alan var: Sokağa çıkma yasağı konduğu halde çalışan emekçi gençler, internet ve bilgisayar imkânlarına sahip olmadan uzaktan eğitime erişmeye çabalayan yoksul gençler, güvencesiz ve geleceksiz…

Devamını Oku

Prekaryanın radikalliği mi proletaryanın devrimciliği mi? (soL)

Salgın sonrası kapitalizmde bir şeylerin değişmesini bekleyebiliriz. Sermaye birikim krizinin neoliberalizmin siyasal ve iktisadi pratiklerini altüst etmesi olasıdır. Yeni Keynesciliğin gündemi belirlemesi düşünülebilir. Soyut emeğe vurgu artabilir. Böylesi bir duruma sermaye ve sağ/sol liberaller işçi sınıfı ve aydınlarından daha hazır görünüyor. Bu bağlamda sol siyasetin öznesi olarak prekarya kavramının yeniden ısıtılıp dolaşıma sokulduğuna tanık oluyoruz. 2000’li yıllarda güvencesiz çalışma koşullarına karşı verilen mücadelelerde ortaya çıkan…

Devamını Oku

Elbette! Bizim istediğimiz de zaten budur (soL)

Salgınla baş edebilmenin tek gerçek yolu toplumun “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre” örgütlenmesi değil mi? Çabalar, eğilimler buna işaret etmiyor mu? Bir yanda sağlıkçılar, bilim insanları, gıda üretimi yapanlar, kargo ve lojistik hizmetlerini sağlayanlar, yeteneği nedeniyle mevcut krizle en ilgili olanlar… Diğer yanda ise, ihtiyacı olanlar… Sağlığa, yardıma, gelire, bakıma… Marx’ın Gotha Programının Eleştirisi’nde yer alan cümlesi, “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre”, bugün toplumları içine…

Devamını Oku