Yolculuklar başlamaz yürek çağırmasa (soL)

“Yolculuklar başlamaz yürek çağırmasa, akıl yorulabilir, yılabilir ama yüreğin sırtı gelmez yere” diyor Nâzım. Akıl ve yürek, bu topraklardaki devrimci mücadelenin en kadim tartışmasıdır belki de. Teoride netlik ve sertlik bir yanda, emekçi halk sınıflarıyla nefes alıp verme ve birlikte bilinçli bir yürek oluşturma diğer yanda.  Bu topraklarda akıl ve yürek gerilimi parti mi, hareket mi tartışmalarında gözlenebilir. Aynı kavram çifti, aynı gerilimlerle “solda yaşananları”/”soldan…

Devamını Oku

İşte hayat: İşçi sınıfının iletişim pratikleri (soL)

Solun işçi sınıfıyla, emekçilerle arasındaki iletişim oldukça tartışmalıyken, salgın da bu süreci kökten etkiledi. Bugün işçilerle, emekçilerle nerede ve ne zaman bir araya gelinebileceği üzerine düşünülüyor. Emekçilerle bir araya gelmek için araçlar üzerine tartışılıyor. Dolayısıyla iletişimin zamanı, mekanı ve araçları üzerine fikir yürütülüyor. Peki iletişim tarzı ya da iletişim pratikleri? Son yıllarda, sınıf örgütlerinde daha genel anlamda emek cephesinde liberal ve/veya egemen iletişim pratiklerinin baskın…

Devamını Oku

Anne bak sermaye çıplak! (soL)

Nereden bakılırsa bakılsın 2008 sermayenin küresel krizi olarak damgalandı. 2008’in kapitalizmin krizi olmadığını söyleyen çıkmadı. Düzenin insanları küresel Keynesçilikten ılımlı sosyalizme kadar her şeyi konuştular. Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital adında bir kitap bile yazıldı ve dünya çapında dolaşıma girdi. O dönemde herkes piyasaların vahşi egemenliğine mutlaka bir son verilmesi üzerine konuşuyordu kısacası. Şu anda da bir kriz var. Çok yoğun bir küresel kriz içerisindeyiz. Kapitalizm daha önce…

Devamını Oku

Bastiani Kalesini terk etmek (soL)

Salgın günlerindeyiz. Geniş emekçi kesimlerin doğrudan tehdit altında olduğu günlerdeyiz. Etkisizleşen sosyal haklar, iş hukukunun her geçen gün daha da daralan “koruma” işlevi, kapalı devre çalışma modelleri, sevdiklerimizin sağlıklarına yönelik endişeler, uzun çalışma saatleri ile işsizlik arasında gelip giden yaşamlarımız… Salgının yarattığı ekonomik ve toplumsal yıkıntıda, siyasal iktidarın söyleyecek sözü, tutunacak dalı kalmamışken muhalefetin sesi yükselemiyor. Muhalefet emekçi kesimler adına yapılamadığı için, emperyalistlerin düzenini hayata…

Devamını Oku

Hırsız zamanlar, istilacı mekanlar ve yabancılaşmış emek (soL)

Salgın sürecinde işyerinde ve işyeri dışındaki gündelik hayatta farklı yabancılaşma süreçlerinin derinleşmesine tanıklık ediyoruz. Yabancılaşma olgusunun kendisi yeni değil kuşkusuz, ama salgınla birlikte hem derinleşmekte, hem de yeni ve öngörülemeyen biçimler kazanmakta. Teknolojik dönüşümlerle zamanın ve mekanın yeniden örgütlenmesi, bu güncel yabancılaşma süreçlerinde oldukça belirleyici: Uzaktan çalışma pratikleri, uzaktan eğitim, sanal ortamda toplantılar… Üretim ve yeniden üretim alanlarındaki pratiklerimiz yabancılaşma sürecinin etkileriyle daha derinden etkileşerek…

Devamını Oku

Sınıf ve edebiyat: Kara, büyülü ya da aydınlık gerçekçilik? (soL)

Sınıf ve edebiyat ilişkisini en güzel özetleyen cümle şudur herhalde: “İşçi sınıfının anlatılmaya ve okunmaya değer bir hayatı vardır.” İşçi sınıfı edebiyatta nasıl temsil edilir? Sınıf bilinci, sınıf kültürü ve mücadele deneyimleri nasıl aktarılır? Edebiyatta işçi sınıfının içinde bulunduğu iktisadi, siyasal ve ideolojik yapılar nasıl sunulur?  Edebiyat sınıfı muhakkak ki kucaklar. Ona farklı dertlerle farklı açılardan bakar. Gerçekçilik olarak adlandırabileceğimiz açı, diğerlerinin pek çoğundan farklı…

Devamını Oku