Hırsız zamanlar, istilacı mekanlar ve yabancılaşmış emek (soL)

Salgın sürecinde işyerinde ve işyeri dışındaki gündelik hayatta farklı yabancılaşma süreçlerinin derinleşmesine tanıklık ediyoruz. Yabancılaşma olgusunun kendisi yeni değil kuşkusuz, ama salgınla birlikte hem derinleşmekte, hem de yeni ve öngörülemeyen biçimler kazanmakta. Teknolojik dönüşümlerle zamanın ve mekanın yeniden örgütlenmesi, bu güncel yabancılaşma süreçlerinde oldukça belirleyici: Uzaktan çalışma pratikleri, uzaktan eğitim, sanal ortamda toplantılar… Üretim ve yeniden üretim alanlarındaki pratiklerimiz yabancılaşma sürecinin etkileriyle daha derinden etkileşerek…

Devamını Oku

Sınıf ve edebiyat: Kara, büyülü ya da aydınlık gerçekçilik? (soL)

Sınıf ve edebiyat ilişkisini en güzel özetleyen cümle şudur herhalde: “İşçi sınıfının anlatılmaya ve okunmaya değer bir hayatı vardır.” İşçi sınıfı edebiyatta nasıl temsil edilir? Sınıf bilinci, sınıf kültürü ve mücadele deneyimleri nasıl aktarılır? Edebiyatta işçi sınıfının içinde bulunduğu iktisadi, siyasal ve ideolojik yapılar nasıl sunulur?  Edebiyat sınıfı muhakkak ki kucaklar. Ona farklı dertlerle farklı açılardan bakar. Gerçekçilik olarak adlandırabileceğimiz açı, diğerlerinin pek çoğundan farklı…

Devamını Oku

Kıdem tazminatı ve işçi sınıfının biriken ahlaki öfkesi (BirGün Pazar)

Ekonomik kriz içindeyiz. Bu kriz salgınla iyice derinleşiyor. İşçi sınıfı çalışma ve yaşam koşullarında eşitsizlikle, yoksullaşmayla en sert şekilde karşı karşıya kalıyor. Bir yandan işsizlik, bir yandan ücretsiz izin adı altında yapılan üç kuruşluk ödemeler… Yaşam zor ve acımasız. Ve tüm bunlar yetmiyormuş gibi, bu koşullarda sermaye, kıdem tazminatını yeniden gündeme getiriyor. Belki de şöyle demek daha doğru, “getirebiliyor.” Kıdem tazminatı işçileri kapitalist emek piyasasının…

Devamını Oku

İşçi sınıfının ne yapacağı tahmine açıktır (soL)

Eskinin tartışmalarının hafızalardan silindiği, yeni hedeflere yönelik tartışmalarınsa bulanık olduğu bir süreçten geçiyoruz. Bir yandan tarihsel maddeci açıklamaları “meta-anlatı” olarak tanımlayıp yok sayan akademik ve siyasi şiddet kapitalizmi aşmaya dönük toplumsal mücadeleyi de yok sayıyor. Diğer yandan salgının orta yerinde, kamudan piyasaya, sınıflardan bireylere geçişin yarattığı sancılar her geçen gün daha şiddetli hissediliyor. Bu karmaşada halk sınıflarının hızla dahil olduğu ve yüz yüze geldiği sınıf…

Devamını Oku

Salgından sonra: Siyasal patikalar ve emekçilerin yolu (BirGün Pazar)

Salgın sürecinde emekçilerin karşı karşıya kaldıklarını ya deneyimledik ya tanık olduk ya okuduk ya da belki de hiç haberimiz olmadı. Kayıtlı çalışanların, sendikalı çalışanların sesini duyar gibi olduk ama kayıt dışı çalışanların, işsizlerin sesi ve sözü nerelerde yankılandı ve kimlere ulaşabildi? İş ve gelir kaybı gözler önüne serildi. Kapanan işyerleri, işsizlik, yoksulluk, sefalet ve çaresizlik… Sınırlı sayıda aileye yapılan cüzi miktarda yardımlar ve günde 39…

Devamını Oku

“Ne Yapmalı?” bize sesleniyor: “Hayal etmeliyiz!” (soL)

Yaşadığımız günlerde, kapitalizmin yeniden ürettiği toplumsal değerlerin nasıl yıkıcı hale geldiğini deneyimlerken, başka olasılıklar üzerine düşünmek gerekmiyor mu? Burjuva siyasetinin içi boş kavramlarına, imkansız vaatlerine hapsolmayan ve ona tutsak olmayan bir siyasete ihtiyacımız yok mu? Ekonomisiyle, kurumlarıyla, toplumsal ilişkileriyle, kültürüyle ve değerleriyle başka bir toplumu var etmemiz gerekmiyor mu? Diğer bir deyişle, ihtiyacımız olan günümüzün acılarını yok edecek bir gelecek hayali değil mi? “Hayal etmeliyiz!”,…

Devamını Oku